Herkese yeniden merhaba. Bu hafta bir önceki yazımda sizlere bahsettiğim, gezmeye ve paylaşmaya değer bulduğum ülkeleri, şehir şehir anlatmaya başlıyorum artık. Avrupa seyahatimin başlangıç noktası, Batı Avrupa ülkesi Belçika’nın başkenti olan Brüksel.17 Nisan günü 11.00 uçağı ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan Brüksel Charleroi Havalimanı'na doğru kanatlandık.Öncelikle çok sıkıcı olmadan Brüksel hakkında biraz bilgi vereyim daha sonra yemek, otel, gezilecek yerler ve alışveriş kısmına geçeceğim.

Brüksel, Avrupa Parlementosu ve NATO’nun merkez karargahını içinde barındırması nedeniyle Belçika’nın yanı sıra Avrupa Birliği’nin de başkenti kabul ediliyor. Anadili Fransızca ve Felemekçe. Her şehirde olduğu gibi Brüksel için de kelime kartları verecek olursam, Manneken Pis (işeyen çocuk heykeli), çizgi romanlar (Özellikle Tenten ve Red-Kit), danteller, çikolata, bira,waffle ve patates kızartması diyebilirim. Buraya gelmeden önce şehrin ‘’sıkıcı ve görülmese de olur ‘’ şehirlerinden biri olduğunu arkadaşlarımdan duymuş olmakla birlikte, ‘’onlar öyle dediler ama ben bayıldım’’ diyeceğimi düşünmeyin. Şehirde sabah 5’te görebileceğiniz insan sayısı akşam 5’ten daha fazla. Belçikalılar erken yatıp erken kalkma, sabah sporu yapma ve evcil hayvan besleme konusunda master degree yapmış bir millet. Sırf bu yüzden ‘’hayalet şehir’’ diyenler var ve haksız sayılmazlar. Akşam iş çıkışlarının ardından lambader yakıp, şaraplarını yudumlayıp, bol bol kitap okuyorlar. Şehri turladığım Belçikalı arkadaşım Jill’e; ‘’bu insanlar evde oturarak güzelim mimariyi, şehri ziyan ediyorlar.’’ demiştim, gülmüştük. Ancak her yerde , her şehirde olduğu gibi insanların alıştıkları için entelektüel uğraşlara yöneldikleri aşikar.

Brüksel, Avrupa’da inanılmaz bir geçiş noktası. Amsterdam‘a trenle 2 saat, Paris’e 1.5 saat olması, Brugge gibi güzellikten yıkılan bir şehrin yanıbaşınızda olması da şehri merkez kılıyor bana göre.Türkiye’den çok göç almış almasına ama en şaşırtıcı olanı Afyon Emirdağ ilçesi neredeyse buraya taşınmış. Şehir merkezinde her ırktan insan cirit atıyor ve mülteci dilenciler konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor.

Manneken Pis (işeyen çocuk) heykeli şehirde önemli turizm sembollerinden kabul ediliyor. Esprisi ise şu; fitili yanan ve patlamak üzere olan bir bombaya işeyip söndürerek, savaşın kazanılmasını sağlayan bir kahraman çocuğun heykeli bu.Heykel, saf altından yapıldığı düşünülerek sürekli çalındığı için, altıncı replikası yapılmış ve her gün özel bir kıyafet giydirildiğinden bu kıyafetlerin sergilendiği bir müze dahi mevcut.

Şehrin en merkezi ve canlı mekanı Grand Place diyebilirim.Zaten UNESCO dünya mirası listesinde yer almasından da bu anlaşılıyor.Gitmeden araştırıp, gidilecek yerler listesine koysam da zaten şehir sokakları sizi o canlılığa doğru itiyor.Yani bu yazıyı okumadan da gitseniz en sevdiğiniz meydan neresi desem Grand Place diyeceksiniz şaka bir yana, gotik ve barok mimarinin en güzel örneklerini barındırıyor burası. Hotel de Ville, Maison du Roi ve Le Renord Lonca Evi bunlardan en çarpıcıları.

Gelelim Atomium’a.1958 Expo fuarı için yapılmış, 102 metre yüksekliğinde, 18 mt çapında ve 9 kürenin birleşiminden oluşan yapı, ‘’Dünya çökse bu kalır’’ denilecek kadar iddialı.Bunun sebebi demirin kristal yapısının 165 milyar kez büyütülmesinden oluştuğu içindir diye düşünüyorum.Beni ilgilendiren kısmı elbette en üst küreye çıktığımda görebildiğim harika Brüksel manzarası..

Brüksel’de ne yenir?

Çikolata, waffle, midye ve patates kızartması. Zaten şehirde turistik amaçlı bulunuyorsanız üç gün fazlasıyla yeterli olacağından; her gün bu lezzetlerden birini deneyebilirsiniz.Çikolata dediysek, Belçika’ya gidene kadar bu konuda iddialı olan her mekan yanıltıcıdır onu baştan söyleyeyim.Görüntüleri ve tatları insana diyet bozduran cinsten.Leonidas benim favorim olmakla birlikte , La Cure Gourmande’den de sevdiklerim için hediye çikolatalar aldım.Ama bence siz yine de çikolata alışverişini Brugge’a saklayın derim.Waffle Türkiye’deki gibi her tat, çikolata veya sos karıştırılarak değil; daha ince hamur, daha sade tatlar kullanılarak servis ediliyor.Patates kızartması ve midyeyi tadabileceğiniz mekan olarak benim favorim Chez Leon.Ancak Belçikalılar ikram ve servis konusunda oldukça cömert olduklarından bence sipariş verirken yarım porsiyon diye belirtmenizde fayda var. Yoksa bir kovadan oluşan 30 midyeyi nasıl tüketeceğim diye tabağa bakıp dolu mide ile şehir turlamak biraz rahatsızlık verici olabilir. Tercih edenler için Brüksel biranın da başkenti. Delirium adlı mekan Guinness amblemini de göreceğiniz üzere rekorlar kitabına girmiş olan dünyanın en çeşitli biralarının bulunduğu tek mekan. Denemek isteyenler için en iyisi burasıdır dememe gerek yok. Ayrıca müdavimleri için Hard Rock Cafe Brüksel’de de mevcut.

Peki fiyatlar ne durumda?

Yaşam standardı çok yüksek bir şehir ve aynı zamanda bilenler için Amsterdam’dan ucuz,Paris’ten bir tık daha pahalı. Otel fiyatları Avrupa şehirlerine kıyasla daha uygun ve erken rezervasyon ile çok daha cazip fiyatlar yakalanabilir.Grand Place meydanı civarında bir otel ayarlamak mantıklı , gece gündüz hareketli bir mekan.Yemek fiyatlarına gelince, Grand Place’de ortalama bir restoranda yemek 15 euro, Chez Leon’da bir porsiyon midye tabağı 25 euro , bir fincan kahve 3.50 euro , su 2 euro ve bir porsiyon patates kızartması 5 euro civarında.Müze gezmek isteyenler için, toplu ulaşım kolaylığının yanısıra Brussels Pass çok mantıklı, İstanbul’daki akbilin müze geçişlerini de içine alan bir versiyonu denilebilir.

Brüksel seyahatimden aldığım notlar ve gözlemlerimin en direk ve faydalı olmasını umduğum halini paylaşmaya çalıştığım sizlerle. Bir sonraki hafta Brugge’da görüşmek üzere!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
harun Uyanıkoğlu 2017-08-15 14:37:55

Güzel bir çalışma olmuş,ellerinize sağlık